Kamulaştırma Konusu İrtifak Bedelinin Tespiti Ve Bu Hakkın Tapuya Tescili- Kamulaştırma Bedeli
 

 

T.C. YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2004/18-92

Karar: 2004/107

Karar Tarihi: 25.02.2004

KAMULAŞTIRMA KONUSU İRTİFAK BEDELİNİN TESPİTİ VE BU HAKKIN TAPUYA TESCİLİ- KAMULAŞTIRMA BEDELİ

ÖZET: Asıl kural olan, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarının nakden ve peşin olarak ödenmesi koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların objektif esaslara göre hızlı, doğru ve sağlıklı bir şekilde kamulaştırılması esasının tam olarak uygulanmasının sağlanmasıdır. İdarenin, kıymet takdir komisyonu ve uzlaşma komisyonu kurarak, tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, taşınmazı pazarlıkla ve anlaşarak satın alma iradesini malike bildirmesi; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde, idarece, kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesince müracaat etmesi gerekir.

(2942 S. K. m. 5, 6, 8, 10, 14, 16, 17) (2709 S. K. m. 46) (1086 S. K. m. 416, 417, 423)

Taraflar arasındaki "kamulaştırma konusu irtifak bedelinin tespiti ve bu hakkın tapuya tescili" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 2.5.2003 gün ve 2002/1060-2003/381 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 2.10.2003 gün ve 7010-7138 sayılı ilamı ile,(... Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak;

Yargıtay'ın önüne gelen uyuşmazlık kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkin olup, davanın niteliğine göre kendini vekille temsil eden taraflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktuen vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken vekalet ücreti takdirine yer olmadığı biçiminde hüküm kurulması doğru değildir" gerekçesiyle "temyiz yoluna başvuran davacı açısından mahkeme kararının BOZULMASINA ...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10.maddesi uyarınca kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın tapuya tescili istemine ilişkindir.

Davacı Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. vekili; Dava konusu taşınmaz da daimi irtifak tesisi için davacı idarece kamu yararı kararı alınmış olup, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 8 nci maddesine göre satın alma usulü ile taşınmazın devri konusunda davalı mal sahibi ile anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek; Anılan yasanın 4650 sayılı yasa ile değişik 10.maddesi uyarınca taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ve irtifak hakkının davacı idare adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermeyip, yargılamaya da katılmamıştır.

Mahkemenin; "Bilirkişi kurulunca, irtifak hakkı bedelinin 595.030.000 TL. tespit edildiği" gerekçesiyle, "Davanın kabulü ile, idarece bankaya bloke edilen 595.030.000 TL. irtifak hakkı bedelinin hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalıya ödenmesine, taşınmazda tesis edilen irtifak hakkının davacı idare adına tapuya tesciline, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenle bozulmuş; Yerel mahkeme, "davalının, davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından, vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı" gerekçesiyle, önceki kararında direnmiştir.

Görüldüğü üzere, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; idarece 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 10.maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle açılan davanın niteliğine göre, davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, noktasındadır.

Uyuşmazlığın çözüme geçilmezden evvel, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın satın alma usulü ve bedel tespiti esaslarını düzenleyen 8 nci ve 10 ncu maddelerinde 4650 sayılı Yasa ile getirilen değişiklik ve bu bağlamda kamulaştırma bedelinin tespiti ile idare adına tesciline ilişkin davanın hukuki niteliği üzerinde durulmasında yarar vardır.

4/11/1983 gün ve 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının uygulanması sırasında ortaya çıkan sorunların sağlıklı bir biçimde çözümü ve Anayasa'nın 46 ncı maddesinde öngörülen ve asıl kural olan, kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarının nakden ve peşin olarak ödenmesi koşuluyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların objektif esaslara göre hızlı, doğru ve sağlıklı bir şekilde kamulaştırılması esasının tam olarak uygulanmasının sağlanması amaçlanarak, 24/4/2001 gün ve 4650 sayılı yasa ile değişik hükümler getirilmiştir.

4650 sayılı Yasa ile, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunundaki mevcut kamulaştırma sistemi değiştirilerek, öncelikle Yasanın 8 nci maddesinde öngörülen satın alma usulü uygulamalarının sağlanması; tarafların anlaşamaması veya ferağ verilmemesi halinde 10 ncu madde gereğince kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve idare adına tescili öngörülmüştür.

Yasa değişikliği ile getirilen düzenleme sonucu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun bedel artırımına ilişkin 14.maddesi ve taşınmazın idare adına tescili hükümlerini içeren 16 ve 17.maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

O halde, Kamulaştırma Yasasında, 4650 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonucu getirilen yeni sistemde; Anılan yasanın 5 nci maddesinde sayılan mercilerce verilecek kamu yararı kararlarının 6 ncı madde uyarınca onaylanmasından sonra, 8 nci maddede belirtilen esaslar çerçevesinde idarenin, kıymet takdir komisyonu ve uzlaşma komisyonu kurarak, tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, taşınmazı pazarlıkla ve anlaşarak satın alma iradesini malike bildirmesi; Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde, idarece, 10 ncu maddeye göre kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesince müracaat etmesi gerekir.

Bu noktada, mahkemece adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit edilip, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar vermek, Kamulaştırma Yasasının değişik 10 ncu maddesinin amir hükmü gereğidir.

Görülmektedir ki, idarece satın alma aşamasında tespit edilip, malike dahi bildirilmeyen tahmini bedel taraflar açısından bağlayıcı olmadığından, sonraki aşamada kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idare adına tescili amacına yönelik olarak açılan davada; kamulaştırma bedelinin artırıldığı yada eksiltildiği, eşdeyişle tahmini bedelden yüksek yada düşük bir bedele hükmedildiğini söylemek mümkün değildir.

Bu itibarla, gerek pazarlık aşamasında tahmini bedeli bilmeyen mal sahibinin, gerekse kamulaştırmanın sonuçlandırılması için yasaca öngörülen zorunluluk çerçevesinde mahkemeye müracaat eden idarenin, eldeki davada haklı yada haksız olduğundan söz edilemez.

Yine yasa değişikliğiyle getirilen düzenlemeyle, 10 ncu madde uyarınca mahkemenin, kamulaştırmayı sonuçlandırarak; bir taraftan tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi davalıya ödenmesine, diğer taraftan taşınmaz malın idare adına tesciline karar vermesi karşısında, tarafların davada haklılık yada haksızlığının söz konusu olmadığı açıktır.

Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 423 ncü maddesinin 6 ncı bendinde açıkça belirtildiği gibi, vekalet ücreti bir yargılama gideridir. Bu nedenle, 29/5/1997 gün, 4/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır.

Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekalet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir (HUMK. M.416, M.417)

Ne varki, az yukarıda yapılan açıklama ve gerekçeler ışığında, sözü edilen ana kuralın; Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazın idarece adına istemiyle açılan davalarda uygulanma olanağının bulunmadığı, kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın görülmektedir.

Davacı idare lehine taşınmazın tescili, davalı mal sahibi lehine kamulaştırma bedelinin tahsili sağlandığından, kendini vekille temsil eden taraflar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktuen vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmelidir.

Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece aynı yöne işaret eden bozma kararına uyularak, kendini vekille temsil ettiren davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden olayı BOZULMASINA, 25.2.2004 tarihinde yapılan ikinci görüşmede, oybirliği ile karar verildi.

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları